DURSUN ALİ ERZİNCANLI BEDİR İLAHİSİ VE SÖZLERİ

DURSUN ALİ ERZİNCANLI BEDİR İLAHİSİ VE BEDİR İLAHİ SÖZLERİ

 

DURSUN ALİ ERZİNCANLI BEDİR İLAHİSİ VE BEDİR İLAHİ SÖZLERİ

Hazırlanın uzunca bir yolculuk var şimdi.
Asr-ı saadete Cezîretü’l arab-a gidiyoruz.
Bismillah diyin.
Bedir’e öyle girin.
Gökte melekler, yerde siz.
Ve bekleyin sessiz.
Gelince,
İyi bakın onlara;
Hem kendi zamanlarının,
Hem tüm zamanların en cesur yiğitleridir onlar.
Gökte yıldız; yerde arslandır onlar.
Yüz yirmi beş bin beden.
Ama bir tek ruh,
Muhammed’î ruhtur onlar.

Aslanlar çıkmıştır Medine’den.
Şimdi yoldadır Bedrin Arslanları.
İşte bakın şu Hz.Umeyr,
Aslan yavrusu.
Yaşı küçük diye geri çevirecek Rasulullah.
Ama öyle ağlıyor ki, Umeyr izin veriyor nebi.
Ey sad bin ebi vakkas!
Sen bağla kardeşin Umeyr’in kılıcını.
Boyu kısa bağlayamıyor.

Hz. Hamza’nın belinde iki kılıç duruyor.
Attığı her adım bir kalbi durduruyor.
Ey Hamza!
Gördüğün hiçbir şeyden korkmazsın bu doğru.
Ama heybetini gizli tut.
Yürüyüşün ölümü korkutuyor.

Dinleyin Âlemlerin Sultânını.
O konuşunca rüzgar bile susuyor;
“Ey ashab! Hazır mısınız?”
Sad bin muaz ayakta:
“Ya Rasulallah!” diyor.
“Seni hak dinle gönderen Allah’a andolsun ki,
Sen bize şu denizi gösterip dalarsan,
Biz de seninle birlikte dalarız.
Allah’ın bereketiyle yürüt bizi!”
Tebessüm buyuruyor Habîb-i Zîşan!
O, gülünce suya kanıyor susamışlar.
Güller açıyor yüreklerde.
Kederler unutuluyor.
Gülüyor nebi ve yürüyorlar!
Mekke’de çekilen acılar dinmiş.
Yürüyorlar!
Sanki yıldızlar yere inmiş.
Önlerinde Kâinatın Güneşi.

İşte Hz. Ömer ve Hz. Ali.
Biri Hattaboğlu!
Biri Haydâr-ı Kerrar!
Ve kolkola,
Ölümün ağzına giriyorlar!

Bedir’de baba oğul,
Bedir’de kardeş kardeşe.
Mekke müşrikleri Üç yiğit istiyorlar önce.
Üç yiğit gösterin aranızdan bize.
Melekler Alemlerin sultanına bakıyor.
Kimi işaret edecek Sultan-ı Rasul?
Çünkü o işaret edince ay ikiye bölünüyor.
Acaba mübarek elleri kime uzanacak;

“Kalk ya Ubeyde! Kalk ya Hamza! Kalk ya Ali!”
Gördünüz mü yiğitleri!
Hamza’yı gördünüz mü?
Nasıl da salına salına gidiyor.
Ya Ali?
Sanki gökten iniyor, velilerin babası!
Ubeyde ayağından yara alıyor.
Efendisine gidiyor hemen,
“Ya Rasulallah, ben şehit miyim?” diyor:
“Evet sen şehitsin”
Ve Dua ediyor efendiler efendisi,
Rabbi Rahimine uzatıyor ellerini.

Allah’ım bana yaptığın vaad’ini yerine getir.
Allah’ım bu bir avuç insanı helak edersen,
Artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz.

Bir fırtına kopuyor Bedir’de.
Hz.Mikail’in komutasında bin melek Rasulullah’ın Sağında!
Bir fırtına kopuyor Bedir’de.
Hz. İsrafil’in komutasında bin melek Rasulullah’ın solunda!
Ve bir fırtına daha!
Hz. Cebrail,
Bin melekle Rasulullah’ın önünde.
Üç bin melek alaca atlarla.

Dönüyorlar Bedir’den.
Esirler arasında Peygamber amcası Hz. Abbas!
Vakit gece.
Esirlerin elleri bağlı,
Abbasın elleri sıkıca bağlı,
Bir inilti yayılıyor geceye.
Uyuyamıyor rahmet Peygamberi.
“Ya Rasulallah niçin uyumuyorsunuz?” diyor sahabiler.
“Amcamın iniltisi uyutmuyor beni”
ve hemen Ashâb-ı Güzin,
Çözüyor Peygamber amcasının ellerini.
Rasulullah öğrenince durumu emir veriyor:
“Tüm esirlerin çözün ellerini!”

Dönüyorlar Bedir’den,
Esirler arasında Peygamber damadı var.
Fidye karşılığı serbest kalacak.
Allah Rasulune bir gerdanlık uzatılıyor.
Kızınız Hz. Zeynep göndermiş,
eşinin fidyesi olarak.
Şefkat Peygamberinin gözleri doluyor.
Çünkü bu gerdanlık,
Kızının düğününde Hz.Hatice’nin taktığı kendi gerdanlığıdır.
Yaşlı gözlerle konuşuyor nebi;
“ O’nu salıverseniz, gerdanlığı da zeynep’e gönderseniz olur mu?”
“Olur Ya Rasulallah sen üzülme!
Sen bize canlarımızdan daha azizsin!
Buyur, canımız feda sana yeter ki sen üzülme!”

Dönüyorlar Bedir’den.
Sevgilileri Dua ediyor.
Peygamber Duasıyla dönüyorlar,
“Kuluna yardım eden, dinini üstün tutan Allah’a hamdolsun.”
Hamdolsun Âlemlerin Rabbi’ne.
Hamdolsun Âlemlerin Sahibi’ne.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Email
Print