İSLAM DİNİ VE İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İSLAM DİNİ VE İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İSLAM DİNİ VE İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

 

     İslam dininin, insanlar üzerinde kişisel, ekonomik, sosyo-kültürel ve psikolojik etkileri vardır. İnsanları kişisel olarak doğru bir yola iletir, ekonomik olarak helal haram inancı ile faiz işlerine girmekten alıkoyar. Sosyo-kültürel açıdan toplumun kültürel dinamiklerinin şekillenmesine katkıda bulunur. Psikolojik olarak etkisi ise sağlık düşünme ve iyi insan olma özverisini geliştirir.

     İslam dini, aileler arasındaki yardımlaşmaya da önem verir. İnsan olma bilincini öngörmeyi sağlar.

     İslâm dîni, Allahü teâlânın, Cebrâîl ismindeki melek vâsıtası ile, sevgili PeygamberiMuhammed “aleyhisselâm”a gönderdiği, insanların, dünyada ve âhıretde rahat ve mutluolmalarını sağlayan, usûl ve kâidelerdir. Bütün üstünlükler, fâideli şeyler, İslâmiyyetin içindedir. Eski dinlerin, görünür, görünmez bütün iyiliklerini, İslâmiyyet, kendinde toplamıştır. Bütün seâdetler, muvaffakıyyetler ondadır. Yanılmayan, şaşırmayan akılların kabul edeceği esaslardan ve ahlâktan ibârettir.

     Yaratılışında kusursuz olanlar, onu red etmez ve ondan nefret etmez. İslâmiyyetin içinde hiçbir zararlı şey yoktur. İslâmiyyet’in dışında hiçbir menfaat yoktur ve olamaz. İslâmiyyet’in hâricinde bir menfaat düşünmek, seraptan şarap beklemek gibidir.

     İslâmiyyet, insanların birbirlerini sevmelerini, yardımlaşmalarını, kardeşçe yaşamalarını, memleketleri imar, insanları rahata kavuşturmayı emretmekte, Allahü teâlânın emirlerine saygı göstermeyi ve yaratılanlara merhameti, toprağını, bayrağını sevmeyi, kanunlara itâat etmeyi, vergilerini vaktinde ve dürüst olarak ödemeyi istemektedir.

     Her canlıya karşı sorumluluk taşımaktadır. Nefsin temizlenmesini temin etmekte, kötü huyları, iyi huylardan ayırmaktadır. İyi ahlâklı olmayı emredip, kötü hareketleri, şiddetle red ve yasak eder. Gayr-ı müslim vatandaşlarla, bid’at sahipleri ile ve başka mezhepten olanlarla iyi geçinmeyi, her cihetten iffeti ve hayayı emr eder. Tam sıhhatli olmaya zorlar. Tembelliği, boş vakit geçirmeyi red ve meneder. Ziraati, ticareti ve sanatı, katî olarak emr eder. İlme, fenne, tekniğe, endüstriye, lâyık olduğu üzere, ehemmiyyet verir. İnsanların yardımlaşmasını, birbirlerine hizmet etmesini önemle istemektedir. Dîni, vatanı, mezhebi ve inanışı başka olanların, canlarını, mallarını ve namuslarını korumaya özen gösterip, bunlara saldırmayı, kötü, yıkıcı maksat ve hedefler taşıyan herhangi bir örgüt kurmayı, böylece siyasete, devlet işlerine karışmayı kesinlikle yasaklar. Herkese karşı bir hak ve sorumluluk gözetmektedir. (Se’âdet-i dâreyn)i, yani dünya ve âhıret seâdetini kendinde toplar.

     Başka dinler, böyle değildir. Başka dinlerin hepsi bozulmuş, ilâhî hükümler yerine, insan beyninden çıkan fikirler, düşünceler yer almıştır. Bunun için, değişmez olamamış, ilerleyen, değişen hayat karşısında, şekiller ve ölü kelimeler hâlinde kalmışlardır. Allahü teâlâ, İslâm dînini, hayatın yürümesini, ihtiyaçların değişmesini karşılayacak, ilerlemeyi sağlayacak esaslar üzerine kurmuştur. İslâmiyyet’e, orta çağın ihtiyaçları üzerine kurulmuş, değişmez hükümlerdir demek, islâm dînine iftira etmektir.

     [13 Haziran 1962 Çarşamba günü İstanbul’daki sabah gazeteleri şöyle yazıyordu:

[m. 1953] yılında, Afrika’nın 215 milyon nüfusunun 105 milyonu müslümandı. Bu sayı,bugün, çok daha fazla artmış bulunmaktadır. İslâm dîni, ırk, milliyet, siyasî inanç, lisan ve tahsil seviyesi ayırt etmeksizin, her insanın şeref ve itibarına hürmet ettiği için, büyük başarı sağlamaktadır.

     Bugün dünyada, Allahü teâlânın varlığına inanan üç büyük din vardır: Yehûdilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyyet. Dünyada tahminen 900 milyon Hıristiyan, 600 milyon Müsliman ve 15 milyon Yehûdî bulunduğu, 1979 senesi milletlerarası istatistiklerinde yazılıdır. Geriye kalan insanlar [2 milyardan fazla] ya Allah mefhumu bilmeyen Buda, Hindu, Brahman ve benzeri dinlere mensup bulunmakta veya putlara, ateşe, güneşe tapmakta, yahut hiç bir dîni kabul etmemektedir. Son günlerde, Amerikan neşriyyatında, Müslimanların 600 milyon değil, 900 milyon olduğu bildirilmektedir. Nihayet Romada bulunan CESİ [Centro Editoriale Studi İslamici = İslâm Teharriyatı ve Neşriyyatı Merkezi]nin 1980 yılındaki neşriyyatına göre, dünyada: Asya’da 592,3 milyon, Afrika’da 245,5 milyon, Avrupa’da 21 milyon, Amerika ve Kanada’da 6 milyon, Avustralya’da 0,5 milyon olmak üzere 865,3 milyon müsliman bulunmaktadır. (The Muslim Educational Trust) İslâm merkezinin 1984 senesindeki İngilizce neşr etdiği (İslâm) kitabında, dünyadaki Müslimanların sayısının bir milyar 57 milyon olduğu bildirilmekte, kırk altı İslâm devletinde ve diğer dünya devletlerindeki Müslimanların sayıları verilmektedir. Bu sayının her sene artmakta olduğunu istatistikler göstermektedir. Nüfusunun % 50’sinden fazlası müslüman olan devletlerin sayısı ise 57’ yi bulmaktadır.]

     Müslümanlar dünya yüzünde artmasına karşın, hâlen de Hristiyanların sayısı bizden fazladır. Dini sohbetler yaparak gizli İslâm’ı yaşayan Müslümanların sayısı ise günden güne artarak devam etmektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*