İSLAMLA DÜNYAYA VERİLEN MESAJ NASIL OLMALIDIR?

İSLAMLA DÜNYAYA VERİLEN MESAJ NASIL OLMALIDIR?

     İslamiyet tüm dünyayı etkileyen önemli bir etken olmakla birlikte insanların dünya fıtratınında ayrılmaz bir önemli duyarlılığıdır. İslamiyeti oluru gibi yaşayan insanlar dünyaya önemli mesajları da beraberinde getirir. En önemli mesajlardan biri de nitekim cinayetlerin ve haksızlığın önüne geçebilmektir.

     İslam dünyası ile insanlar şuan ki toplumun İslam hakkaniyetiyle ileriyi görememesi, toplumu bozup, yanlış çıkarımlarla kendilerine fetva verme bilincini aşılamış ve bu duygularla da kendini vazgeçilmez bir nimet ve ego tavanına yükseltmiştir. Bu durumun getireceği vahşet de hiç şüphesiz kardeş kardeşi öldürmek katlidir fetvası olmaktan ileri gidememe düşüncesidir. Nitekim ortadoğuda bu haslet kötü vicdanların tesiriyle kendine ilke edinmiş bir hakikat gerçeğini de gündeme taşımıştır. İslamla verilecek bu kaide usulü insanları bozgunculuktan öteye taşıyamaz olmuştur. İnsanların kendi kaderlerine itilmeleri, Dünya siyasetinden soyut kalmaları, kendi can derdine düşüp ve kendi iç çekişmeleriyle karşı karşıya bırakılmış olmaları bir kez daha vicdanın hangi duyarlılığı ile hareket temsiliyetini sorgulamamıza neden olmaktadır. İslam dünyası kendine ancak Allah’ın gösterdiği yol ve itikal çağrılarına kulak verilecek bir kitap olan Kur’an-ı Kerim’i okuyup ve anlamaktan geçmelidir. Kur’an ile gelecek doğru çizgiler bizi de insan olma duyarlılığımızı bir kez daha yinelememize neden olacaktır.

     İslam dünyasına verilecek en büyük mesaj hiç şüphesiz ki Kur’an-ı Kerim’i anlamak, onun ışığı önderliğinde hareket etmek ve kendimizi kapana kıstırmamakla mümkündür. İnsanlığa hidayet ve öncü rehber olan Kur’an insanları da topluma kazandıracak en güzel saygı örneklerinden biridir. Kur’an sadece bizlere doğru yolu göstermekle kalmayıp İslam dünyasındaki insanları da bir arada tutacak ve kanaat önderliği ışığı altında muhafaza edecek en güzel bir ilahi vasıtadır. Bizlerin birliği ve dirliğini ilke edinen ilahi kitap olma özelliği taşıyan Kur’an, temelimizi ve kültürümüzü de dizayn edip koruma altına alan bir sentezleme kitabıdır.

     İslam ile gelen dünya mimarisi ırkçılığı ve faşist düşüncelerinde önüne geçen, insan merkezcil bir yapıya odaklayan duyarlılık şaheseridir. Toplumların eğitilmeleri ve insan öldürmenin çok basit ve kolay olduğu düşüncesi ancak ve ancak Kur’an rehberi ile ortadan kalkar ve insanlar bu doğrultuda iyiliği Allah c.c nin dilemesiyle görebilir.

     Her bireyin toplum içerisinde bazı hakları ve sorumlulukları vardır. Bireylerin en önemli görevi öncelikle kendisine düşen sorumlulukları yerine getirmek ve başkalarının haklarına saygılı olmaktır. İslam dinine göre toplumsal hayat, bireylerin sorumluluğuna dayanır.

İslam dininin amacı insanların dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır. Bu amaca ulaşmamız için dinimiz bize öncelikle sorumluluk duygusu kazandırmak ister. Çünkü İslam’a göre dünya hayatı bir sınavdır ve bu sınavı ancak sorumluluklarını yerine getirenler kazanabilir. Rabb’imiz bu gerçeği Kur’an’da şöyle açıklar: “O, hanginizin daha güzel iş yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır.” Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurur: “Her biriniz himayeniz altında olanlardan sorumlusunuz. Yönetici üstlendiği görevden sorumludur. Kişi ailesinden ve çoluk çocuğundan sorumludur. Kadın, eşinden ve ailesinden sorumludur.”

Kur’anı Kerim’de sıkça kullanılan “takva” kavramının anlamlarından biri de kişinin tüm tutum ve davranışlarında Allah’a kulluk bilinciyle hareket etmesi ve ona duyduğu sevgi ve saygıyı güçlendirmeye çalışmasıdır. Allah katında insanların değeri takvasıyla ölçülür. Bu husus Hucurât suresinin 13. ayetinde şöyle açıklanır: “… Allah katında en değerliniz takvaca en üstün olanınızdır…”

Peygamber Efendimiz bir başka hadisinde bireylerin toplumsal sorumluluğunun önemini şöyle bir mi salle açıklar: ” “Allah’ın yasakladığı sınırı koruyan ile korumayan kimsenin misali, bir gemide kur’a ile yerlerini belirleyen kimselerin misali gibidir. Buna göre, bazıları geminin üst katına, bazıları ise, geminin alt katına yerleşirler. Geminin alt katında olanlar, susadıkları zaman üst kattakilere uğrayarak, “kendi bulunduğumuz kattan bir delik açsak ve üst kattakilere zarar vermesek” derler. Bu durumda, eğer üst kattakiler, onları bu istekleriyle baş başa bırakırlarsa, hepsi birlikte batmaya mahkumdur. Eğer onlara engel olurlarsa, hem onlar hem de kendileri kurtulur.”

Bu hadise göre bir kötülüğe sebep olanlar kadar, onu önlemeyip işlenmesine göz yumanlar da sorumludur. Toplumda ortaya çıkan kötülükler de böyledir. Herkes ne yaparsa kendine yapar ancak onun yaptığı başkalarını da rahatsız eder. Bu nedenle huzur ve güven içinde yaşamak istiyorsak toplumda herkesin sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerekir. Çünkü toplumun bir kısmının sorumluluklarını ihmal etmesi bütün toplumu etkileyecek olumsuz sonuçlar doğurur.

     Duyarlı toplumların, duyarlı insanları olmak İslamla dünyaya bahşedilen bir ilahi emir olduğu insanlığa hizmeti temel esas alan bir yapıdır Mesaj.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Email
Print