ORUCUN İNSANLARA KAZANIMLARI NELERDİR?

ORUCUN İNSANLARA KAZANIMLARI NELERDİR?

ORUCUN İNSANLARA KAZANIMLARI

 

     Oruç tutmak insanlara kazanım olarak en büyük güzelliği vücudun daha dengeli ve daha sağlıklı bir şekilde kendini korumasıdır. Dengede tutan özelliği ile oruç, nefsimize ağır gelen düşüncelerinde önüne geçen en güzel besin zincirini oluşturan üst katmandır. Oruç ile insanlar sağlık ve sıhhati yakalar ve kendini motivasyon olarak da daha zinde tutacak bir düzeye erişir.

       Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor: Oruç tutun, sağlıklı olursunuz. (Ebû Nuaym)

   İnsan vücudu modern bir fabrika, kalp bu fabrikanın motoru, dolaşım, solunum ve sindirim sistemleri bölümleri, organlar makineleri, sinir sistemi yöneticileri ve beyin de müdürüdür.

Elimizi vicdanımıza koyup azıcık insafla düşünelim! Gece-gündüz demeden on bir ay tam kapasite çalışan bu fabrikanın, yılda sadece bir ay işi biraz yavaşlatıp genel bakım yapma, zararlı maddelerden ve kimyasal atıklardan kendini temizleme hakkı yok mu?

Bilim ve teknolojinin dünyayı aşıp uzaya fırladığı çağda, insanlar en modern fabrikalarda ve en modern laboratuvarlarda bir damla kan ve bir tek canlı hücre üretemezken ve sıkıştıkları zaman, “acele taze kan aranıyor” diye anons ederken,
Sonsuz ve sınırsız kudret sahibi olan Yüce Allah’ın toprak maddelerinden yarattığı doğal vücut fabrikası, ağız yolu ile gelen ham maddeleri bazı kimyasal ve fiziksel işlemler sonucu kısa zamanda kana ve hücreye çevirip kendini yeniliyor. Ayrıca erkek ve dişi üreme hücreleri de üretip yeni doğal fabrikaların temelini de atıyor.

Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
Her şey için bir zekât vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur. (İbni Mâce- Taberânî-Beyhakî)

On bir ay boyunca bilinçsizce tükettiğimiz ve karnımızı tıka basa doldurduğumuz birbirine zıt ve karmaşık gıdaların çoğu mide ve bağırsaklarda sindirilmeden çürüyüp kokuşur ve zehirli gazlar oluşur. Çürüyüp kokuşan ve vücut için tehlikeli olan bu zararlı atıkların ve zehirli gazların bir kısmı
dışkılama ile dışarı atılırken;
Diğer bir kısmı da kana karışıp vücuttaki bütün organlara, hücrelere taşınır, karaciğerde, safra kesesinde, böbreklerde, eklemlerde ve diğer organlarda depolanır. Zamanla depolar dolunca kanda kalıp damarların kireçlenmesine, daralmasına neden olur ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır.

Mide ve bağırsaklarda sindirilip kana karışan ve dokularda kullanılmayan gıdaların fazlası da yağlara dönüşüp vücudun belirli yerlerinde depolanır ve insan istemese de kilo almaya başlar.

Yararlı gıdaların fazlası da zamanla insanın başına dert olur ve pis boğazlığın cezasını başta kalp olmak üzere bütün organlarla birlikte ruh ve gönül de çeker.

İşte! Bu nedenlerle Ramazan ayını sabırsızlıkla bekleyelim ve denize düşen kişinin can simidine sarıldığı gibi biz de oruca sarılalım. Ancak iftar sofrasında ölçüyü kaçırıp yine midemizi tıka basa doldurursak ve mübârek seher vaktinde kalkmamak için sahur yemeğini yiyip yatarsak,
Zararlı atıkları ve fazla yağları atmadığımız yani “Bedenin zekâtını vermediğimiz” için oruç ibâdetinden gereği gibi yararlanamaz ve gerçekte ibâdet ayı olan Ramazan ayını, Allah korusun! Oyun ve eğlence ayına dönüştürürüz.

     Oruç ile sağlıklı bedenimizi korur, kendimizde oluşan bazı unutkanlıkları aşındırma ve o özelliklerden sıyrılma gücüne de sahip olduğu bilinmelidir. Bedenimizi ve nefsimizi oruç ile terbiye edip bu sayede de sağlıklı bir birey halinde hür şekilde yaşamamıza vesile olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*